Biz gideriz yol gider biz gideriz yol gider… Sabırlar tükenir yol tükenmez…
çek anne çek! millet Talha'yı fuarda görsün!!!
Bu sıralar (gerçi uzun zamandır) sevgi ile şiddeti aynı kategoride zannettiğinden dolayı pek bir hırpalıyor bizleri… Kucakta taşınırken yüzümüzü tırmalıyor, sinirlenince vuruyor… Çok asabileşti…
amca bana şu sarıdan, turuncudan birde alacalıdan birer kilo tartıver!!!
hedef kitaplar ileri marş!!!
Talha’yı yürümeye ikna etmek de çok zor oldu… Alıştı tabi konforlu yolculuğa inmek istemedi tahtından…
İnmesiyle ipleri koparması bir oldu zaten… Talha önde biz arkada koşturduk durduk. Aheste aheste baktığım stantlardan sonra diğer stantları ışık hızıyla kolaçan ederek bir rekora imza atmış bulunmaktayım… Her yeri kontrol ettik her deliği inceledik. Kapalı kapıları açmak için çabaladık, stantlara tırmandık serde dağcılık olduğunu gösterdik ele güne…
Fuarı bir baştan diğer başa her santimetresine ayak basarak tamamladık…
Talha bu kadar koşturmaya yoruldu mu? Hayır!!!
üff... amma kalabalık rahat hareket edemiyorum ama...
Çıktığımızda hava kararmak üzereydi… Evimize doğru gitmek üzere bindik arabaya başladık İstanbul’a gelmeye… Tüyap bir nevi Tekirdağ yakınında olduğundan şehirlerarası yolculuk yapmış gibi oluyor insan…
Tam yola koyulmuştuk ki trafiğin yoğun olduğunu gören babamız İstanbul-Edirne yazan tabelanın vasıtasıyla ani bir manevra ile yön değiştirdi.
— Neden değiştirdin hayatım?
— İstanbul yazıyordu onun için…
— İyide orası da İstanbul sınırlarında (Büyükçekmece-Çatalca tarafı)
— Aaaaa haklısın!!!
Haklıydım tabi… Ve ilk defa haklı olmaktan nefret ettim (yok yok bayramda da öyle hissetmiştim)… Biz İstanbul yolunu ararken kendimizi otobanda bulduk. Eeee demiştim dimi şehirlerarası yolculuk yapmış kadar olduk diye… Tıpkı İstanbul’a gelirken olduğu gibi gişelerden geçtik.
Allah’tan yol açık olduğu için çok sürmedi varmamız…
Eve geldik Talha bir posta da evde koşturdu, koltuklarda zıpladı, uçuş provaları yaptı, havada tuttuğumuz için zayiat olmadı…
Kitaplarına şöyle bir baktı… Masal kitabını onu uyuturken okurum diye almıştım ama pek rağbet etmedi… Biz de eski yönteme geri döndük.
baba! bana söz vermiştin hani o ansiklopedi setini alacaktın!!!
Anneden masallar serisi… Talha’nın mucizeler ülkesi…
Her akşam Talha’yı uyutmak için farklı farklı masallar uyduruyorum. Bu masallarda paylaşmayı, sabrı, uykuyu, havucu, meyveyi, sebzeyi, arkadaşlığı, okumayı aklınıza ne gelirse hepsini inceliyoruz… O günkü ruh halimize göre değişkenlik gösteriyor masallarımız…
Masallarda değişmeyen tek şey ise kahramanımız… Talha…
Her akşam başka bir karaktere bürünüyor… Kiminde prens kiminde köylü, kiminde kral, kiminde fakir, kiminde zengin…
Beşin.ci. Bo.yut.ta ki Salih karakteri gibi her bölümde farklı kılık farklı ortam…
Uzun zamandır aklımda olan ama gece olunca unuttuğum yeni masalımızın konusu tuvalet eğitimi olacak buradan da ilan edeyim blog camiasına : D
Konu açılmışken ona da değineyim…
Ben Talha’nın hemen öğreneceğini ümit ederek bulaşmıştım bu mevzuya ancak…
Talha tuvalete girmeyi protesto ediyor… Ananesinin evindeki tuvaletin kapısını kilitliyormuş… Bizim evde de durum pek farklı değil…
Neyse biraz sabır, biraz zaman (umarım az zaman olur), biraz da bütçe ile bu işi çözeceğimize inanıyorum… İyi düşün iyi olsun politikasını güdüyorum…
Bizden şimdilik bu kadar… Görüşünceye dek bizi özleyin anacımmmmmmmmmm!!!!































